Sondaj Sistemi

Derinde olan su taşıyan formasyonlardan en verimli şekilde yararlanma sondaj yöntemi ile kuyu açmak yolu ile mümkün olmaktadır.
Sondaj;
*Darbeli
*Rotari,
*Birleşik (kombine)
olmak üzere 3 kısımdadır. En fazla gelişmiş sondaj yöntemi Kombine sondaj yöntemidir. Delinen jeolojik formasyonun litolojik özellikleri hangisini gerektiriyorsa o yöntem uygulanmakta ve bir kuyunun değişik kısımları farklı sondaj yöntemleri ile açılarak su kuyusu tamamlanabilmektedir.

Sondaj; kaya ortamda hava sirkülasyonu ile (hava ve köpükle sondaj), yumuşak zeminlerde çamur sirkülasyonu ile yapılmaktadır.
Arazinin durumuna göre, jeolojik özelliklerine göre; Her iki sondaj yöntemi de birlikte kullanılarak sondaj yapılmasını gerektiren durumlar olabilmektedir.

Yumuşak ve yıkılan zeminlerde sondaj çamur sirkülasyonu ile yapılır ve delme işleminden sonra kuyu techiz edilerek (kuyu kapalı ve filtreli borularla techiz edilir) boru ile kuyu cidarı arası çakıllanır. Daha sonra kuyu yıkama ve geliştirme işlemleri yapılır. Kuyu ekonomik ömrünün uzun olması için iyi bir çakıllamadan sonra geliştirme işleminin de iyi yapılması gerekir. Sondaj-su sondajı-kuyu için teklif alınırken ucuz olana değil, kaliteye önem verilmelidir. Ucuz sanarak başlattığınız bir su sondaj kuyusu, size çok maliyetli hale gelebilir.

Yer altı Suyu, Önemli ve İstifade Şekilleri
Yeryüzüne düşen yağmur ve eriyen kar sularının derelerden akarak göllere veya denizlere ulaştığını hepimiz biliriz. Yeryüzünde buharlaşarak atmosfere çıkan ve bulutları oluşturan su daha sonra yoğunlaşarak tekrar yeryüzüne dönmektedir. Buna yağış diyoruz. İşte bu yağışların bir kısmı sel olarak göl veya denizlere gitmekte, bir kısmı bitkiler tarafından emilmekte, bir kısmı tekrar buharlaşmakta, bir kısmı ise geçirimli yer katmanlarına sızmaktadır. Bizi ilgilendiren yer altı suyu işte böyle geçirimli yer katmanlarına sızarak oluşmaktadır.

Bir sahada yer altı suyu vardır diyebilmek için üç ana koşulun bir arada olması gerekir:
1.Beslenme sahası, yani yağmur sularının üzerine düşerek yeraltına bir kısmının sızacağı saha.

2. Paröz yani boşluklu bir ortam. Bu ortam kum, çakıl gibi taneli formasyonlar veya kaya çatlakları olabilir. Kayalar içerisinde yer altı suyu taşımaya en uygun olan kireç taşlarıdır. Atmosferden bir miktar CO² alan yağmur suyu kireçtaşı üzerine düştüğünde yatay tabaka ve düşey çatlakları olan kireçtaşına sızmakta ve zaman içerisinde çok büyük boşluk sistemlerini oluşturmaktadır.
Bu sistemlerde yer altı nehirleri, göller bile meydana gelebilmektedir. Bu sistemlere karstik sistem denir ve bunlar yer altı sularının en bol bulunabileceği ortamları teşkil ederler.

3. Üçüncü ana koşul ise boşluklu veya çatlaklı ortama sızan suların yeraltında depolanabileceği, birikebileceği bir yapının var olmasıdır. Bütün bu şartların en iyi anlatmanın yolu içine kum ve çakıl doldurulmuş bir banyo küvetidir. Burada banyo küvetinin yüzeyi geçirimsiz tabakayı, kum ve çakılın üst yüzeye beslenme sahası, içindeki kum-çakıl boşluklu ortamı (yani akiferi), banyo küvetinin yapısı ise rezervi yani yer altı suyu deposunu oluşturur.
Bu örnekler bazı ana kavramları kolayca anlatmak için verilmiştir. Esasında olay tabiatta çok daha karmaşıktır. Yer altı suları dinamik bir yapıya sahiptir, beslenir0 depolanır, boşalır. Su tablasının belli bir eğimi vardır ve toplanan su belli bir istikamette hareket ederek membaları beslemektedir.
Yer altı suyu banyo küveti örneğinde olduğu gibi her zaman serbest bir şekilde bulunmaz, genellikle hapsedilmiş ortamlarda bulunur. Bunlara mahsup (hapsedilmiş) yer altı suyu denir. Yani suyu tutan tabaka (akifer) iki geçirimsiz zon arasında sıkılmıştır. Şekil 3`te görüleceği gibi böyle sahalarda açılan sondaj kuyularında su seviyesi yükselecektir. Suyun kuyu ağzından akması halinde artezyen, daha aşağılarda kalması halinde ise semi-artezyen kuyular denir.
Kısaca bilgi verdiğimiz yer altı suyu kaynakları, dünya nüfusunun artması sebebi ile sulama, içme suyu, kullanma suyu ve sanayi suyu rezervleri olarak her geçen gün önem kazanmaktadır. Özellikle yer üstü sularının kifayetli olmadığı ortamlarda her geçen gün yer altı suları daha çok kullanılır hale gelmektedir.
Tabii yer altı suyu rezervler bitmek tükenmek bilmeyen veya yoktan var olan zenginlikler değildir. Her havzanın yıllık beslenmesi ve çekilebilecek emniyetli su miktarı çok yaklaşık olarak hesaplanabilmektedir.

Devlet 10 metreden daha derin kuyuları tıpkı maden yataklarında olduğu gibi kamu malı kabul etmiş ve yer altı suyundan istifadeyi izine bağlamıştır. Bu izin DSİ tarafından verilmektedir. İzinsiz açılan kuyular, yukarıda bahsi geçen kullanılabilir emniyetli su rezervi hesaplarını alt üst ettiği gibi bir çok sahada, kullanılmaması gereken kötü kaliteli suların bilinçsizce araziye verilerek nebatların kuruması, verimin düşmesi ve arazinin çoraklaşmasına neden olmaktadır. Bugün kuyu açılabilecek sahalar jeolojik etütlerle belirlenmekte, ayrıca çeşitli yer altı problemi jeofizik etütlerle çözülmekte ve bilinçli yaklaşımlarla kuyu açılmaktadır.
Bu etütler sonucunda;
1.Sahada yer altı suyunun bulunup bulunmadığı,
2.Suyun çıkabileceği derinlik,
3.Yeraltında suyu tutan tabaka,
4.Suyun tuzluluk (NaCl), acılık (CaSO4) veya diğer kirlenmelere maruz kalıp kalmadığı, dolayısıyla ise yarayıp yaramayacağı anlaşılabilmektedir.
Böylece boş yere yatırım yapılması önlenmiş olur. Buda milli ekonomiye katkı demektir. Özellikle sahil kesiminde deniz suyu girişimi tehlike teşkil ettiğinden rasgele sondaj kuyuları açılmaktadır.
Kuyu Sondajı

Yeraltındaki su, maden, petrol gibi zenginliklerden istifade amacıyla açılan dar ve derin kuyulara sondaj kuyusu diyoruz. Yeraltın suyundan istifade amacıyla açılan sondaj kuyuları üçe ayrılır;
1.Çakma Kuyular,
2.Darbeli sistemle açılan kuyular,
3.Rotary sistemle açılan kuyular;

Çakma kuyular yumuşak alüvyon arazilerde yer altı suyunun satıda yakın olduğu ve tek filtre ile netice alınabilen akiferin kum çakıl gibi temiz seviyelerden teşekkül ettiği durumlarda iyi neticeler verebilmektedir. Ucuza ve basit bir yöntemle olup çakılan borunun içinden klapeli beyler kovası ile bandaki malzeme boşaltılarak boruyu sağa sola oynatarak istenilen seviyeye indirmek suretiyle açılmaktadır. Büyük molozlar balta denilen özel aletlerle kırılmaktadır.

Darbeli sistem sondaj kuyuları kireçtaşı gibi sağlam zeminlerde açılmaktadır. Sistem çakma kuyulardakine benzer ve ucuzdur. Ancak uzun açılması sistemin terk edilmesine neden olmuştur.

Eğri delinmiş kuyular üzerinde önemle durmak gerekir, ideal olan düşeyden sapmamış kuyu olmakla beraber, pratikte her kuyuda bir miktar sapma vardır. Düşeyden sapmış kuyularda teçhiz borusu hiç inmeyebilir veya bir tarafa sürterek iner. Bu durumda çakıl zarfı tek taraflı ve yetersiz olmakta ve kuyu cidarına yaslanan filtre borusundaki delikler tıkanmakta, bu kısımdaki kil keki atılamadığından su girişi azalmakta ve randıman düşmektedir. Eğri kuyularda daha teçhiz borusu indirilirken kopmalar meydana gelebilir. Boru indirilse bile kuyunun silt çekmesi önlenemez. Bu yüzden kuyuda zaman içinde dolgular meydana gelir, pompa aşınır, verim düşer ve randıman alınamaz. Kuyunun sapmaması için DC (drill-color,yani ağırlık) ve stabilizerler kullanılmakta dar çaplı pilot delikler açılarak daha sonra holeonpener denilen tarama matkapları ile genişletilmektedir. Yukarıda pull-down denilen hidrolik baskılı makineler de sapma çok daha fazla olmaktadır. Sert ve yumuşak formasyonların münavebeli yer aldığı sahalarda, molozlu formasyonlarda ve jeolojik tabakaların yatay olmadığı durumlarda sapmalar daha kolay olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>